Hosted by CartoonDollHost.com kİnGtOn Of ThE rAp - Blogcu
Myspace, Myspace Graphics, Myspace Backgrounds



kİnGtOn Of ThE rAp

14/7/2007 - .....

ARKADAŞLAR LÜTFEN RESİMLERİ YAZILARI FİLAN ÇALMAYINIZ.BİR SİTEDE GÖRDÜM BİZİM YAZININ AYNISINI ÇALMIŞ BEN O KİŞİNİNİ SİTESİNİ ÇÖKERTCEM.BU YAZILARDAN RESİMLERDEN ALMIŞ GÖRÜRSEM SİTENİZ O AN ÇÖKMÜŞTÜR.SİZİ UYARIYORUM.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/7/2007 - fuat ergin hayatı

Fuat Ergin', 30 Ekim 1972 yılında Berlin'de doğdu. 1984 yılında ailesiyle birlikte Türkiye'ye (Şile) geldi. Türkiye'de beş sene kaldıktan sonra Almanya'ya geri döndü.

1992’de ilk rap şarkısını İngilizce olarak yazdı. 1995 senesinde ise rap şarkılarını Türkçe yazmaya karar verdi. Çünkü üç dil bilmesine rağmen düşünme dilinin Türkçe olduğunu düşünüyordu.

İlk profesyonel kaydını 1995 yılında ‘Hassickdır?’ adlı albümle yaptı. Almanya'da Royalbunker’in 2000 yılının aralık ayında piyasaya sürdüğü M.O.R. adlı toplama albümle 90 bin satış rakamına ulaşıldı ve Fuat böylece adından söz ettirmeye başladı. (Bu tarz tarih detayları için diskografiye bakınız.)

1992’den itibaren Berlin’deki hip hop jam’lerde sahneye çıkmaya başladı. Almanya'nın hemen her şehrinde, Türkiye, Avusturya, Hollanda, İsveç ve Kuzey Kıbrıs'ta birçok konser verdi.

Fuat, Berlin’e konser vermeye gelen hip hop’un önde gelen isimleriyle röportajlar da yaptı. 1993 – 1995 yılları arasında ‘Miks News’ adlı hip hop dergisinde, Beastie Boys, Nas, Fugees, Blade, ONYX, Gunshot, Das EFX, Readykill, House of Pain, Goats, Gangstarr’DAN GURU, Grave Diggaz, Booyaa Tribe röportajları yayımlandı.

1995 – 1996 yılları arası Hip Hop Mobil için konserler ve rap eğitimi verdi.

1997 – 1998’de Berlin Hip Hop Haus’ta rap workshop’u yaptı. Bu workshop’ta 8 – 16 yaş grubu Alman ve Türk çocuklara rap dersleri verdi.

1999 yılında Fuat; Soul of Mischief, Swollen Members, DJ Hype (1999 - 2000 International Turntablism Federation ITF Avrupa Birincisi) ve Kool Savaş’la ilk Almanya turnesine çıktı. Berlin’de Arsonists (New York), DJ Vadim (St. Petersburg), Del The Funky Homosapien (L.A. Oakland), Casual (L.A. Oakland), X – Man (New York), C.V.E. (L.A.) gibi önemli grupların konserlerinde yer aldı.

2002 yılında tüm dünyada piyasaya sürülen RZA’nın (Wu – Tang Clan) ‘The World According to RZA’ albümünde yer aldı.

2003 – 2004’te, Berlin Theater Zerbrochene Fenster’de tiyatroda oynadı. ’36 Street’ adlı oyun bu tarihler arasında 16 kez sahnelendi.

2004 yazında Berlin Kreuzberg Bizim E.V.’de yine 8 – 16 yaş grubu Türk öğrencilere rap workshop’u düzenledi. Karn******* Der Kulturen’de aynı öğrencileriyle konser verdi. 2004 Eylül’ünde kariyerini Türkiye'de sürdürmeye başladı. Türkiye’de pek çok kez sahneye çıktı. (Lütfen detaylar için konser tarihlerine bakınız…) 2005 yılında İremrecords etiketiyle "Her Ayın Elemanı" albümünü yayımladı. Fuat’ın ‘Her Ayın Elemanı’ albümü dışında dört solo, üç de toplama albümü yer alıyor! ( Albüm isimleri: ‘Hassickdir?’, ‘Hassickdir? 2’, ‘Hassickdir? 3’, ‘Bonobo 1 Panzer’, ‘Rapüstad’, ‘M.O.R.’, ‘Fettfleck’ )

Rol aldığı Alman yapımı 'Weg!' filmi 2001 yılında Hof Uluslararası Film Festivali'nde (http://www.hofer-filmtage.de/) en iyi prodüksiyon tasarımı ödülünü aldı.

18 Ekim 2006 Çarşamba ve 31 Ekim 2006 Salı günleri Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü Büyük Salon'da Fuat, Bilgi Üniversitesi öğrencilerine hip hop workshop'u verdi. Nokiasupersound 2006 kapsamındaki workshop'ta Fuat, hip hop ve rap'in temel noktalarını anlattı.


Konu başlıkları

Röportaj, Workshop ve konserler

2006 yılında Basatap ve Whop dergilerinde yazıları yayımlandı.

1993-95 arası MIKS NEWS adlı hip hop dergisi için Beastie Boys, Nas, Fugees, Blade, ONYX, Gun Shot, Das EFX, Readykill, House of Pain, Goats, Gangstarr'dan Guru, Grave Diggaz, Booyaa Tribe röportajları yaptı.

1995 – 1996 Berlin Hip Hop Mobile için konserler ve rap eğitimi verdi.

1997 – 1998 Berlin Hip Hop House rap workshop. Bu workshop'ta 8 – 16 yaş grubu Alman ve Türk çocuklara rap eğitimi verdi.

2004 Mayıs - Haziran Berlin Kreuzberg Bizim E.V.'de 8 – 16 yaş grubu Türk çocuklara rap workshop. Karn Der Kulturen'de aynı çocuklarla konser verdi.

Reklamlar

2005 Rocco / Fritolay – LAB 34

2005 Mitsubishi Lancer 2005 Model Temsa / Radyo Spot

2005 Yapı Kredi Worldcard/ RPM Radar

2005 Pepsi Ramazan Kampanyası

2006 Ülker Kremini / DDT / Radyo Spot

2006 Nokia Supersound / TV Reklamı ve radyo spotu / Sistemsensin


Diskografi

 ÇIKIŞ                        SANATÇI                                            ALBÜM 
 1996            RUFF'N'RAW RECORDZ                                  3 YEARS RUFF”N”RAW RECORDZ            
                                                                      (Hadi Köckle)
 1998            WEST BERLIN MASKULIN                                 HOES FLOWS MONETOES
 1999            ROYAL BUNKER COMP.                                   BERLIN NO.1 VOL.1                          
 1999            FUAT                                                 HASSICKDIR? (Solo albüm)
 2000            TAKTLOSS                                             BRP I
 2000            M.O.R.                                               NLP (Schlangen,)
 2001            FUAT                                                 HASSICKDIR? II (Solo albüm)
 2002            FUAT                                                 BONOBO 1 PANZER (Solo albüm)
 2002            FUAT                                                 HASSICKDIR? III (Solo albüm)
 
 2002            RZA                                                  THE WORLD ACCORDING TO RZA
                                                                      (Uzaktan Gelen Ses)
 
 2002            AZRA                                                 AZRABESK (Damla Damla, Bir Gün        
                                                                      Sen de, Kin Güdülürse)
 
 2002            KILLA HAKAN                                          ÇAKALLAR (Uğraşma Bırak Köpeği,                  
                                                                       Raftaffa)
 2003            KILLA HAKAN/FUAT                                     RAPÜSTAD 
 
 2003            M.O.R.                                               NEP (Sprungpheder, Wer Du bist, Wie     
                                                                      Du Heisst…)                   
 
 2004            ROYALBUNKER COMP.                                    VOL.1   (Keksin)
 
 2005            FUAT                                                 HER AYIN ELEMANI (Solo albüm)
 
 2005             CAN ŞENGÜN                                           CANLI MÜZİK (Kess)  
 
 2005            ÇİLEKEŞ                                              Y.O.K. (Gözaltı)
 2005            KILLA HAKAN                                          SEMT SEMT SOKAK (Hipnotize Ol, Hepimiz Birimiz)


Video klipler

MOR NEP “WER DU BİST , WİE DU HEİSST”

RAPÜSTAD “YÜREKTEN GELEN”

HER AYIN ELEMANI GERİ GELDİ

HER AYIN ELEMANI “OKYANUSLAR”

HER AYIN ELEMANI “3 DİL” (Post prodüksiyon aşamasında, yolda...)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/7/2007 - UNDERGROUND'IN TARİHİ

 

UNDERGROUND'U TANIMLAMA DENEMESİ (sözcük'ten yazın'a)

BATI'DA Kronos'un üç oğlu dünyayı paylaştıkları zaman, kardeşlerin en acımasızı olan Hades, karısı Persephone ile yeraltında hükümranlık kurunca, yeraltının yüzlerce yıl sürecek yazgısı da belirlenmiş oldu. Mitosların egemenliğindeki dünyada yeraltının anlamı yüzlerce yıl önce şekillendi.

Orası, sert ve zalim bir Tanrı'nın yönetimi altında bulunan, gölgeler halindeki ölülere terk edilmiş, her gireni kabullenen, ancak insanı bir kez içeriye aldı mı, bir daha dışarıya bırakmayan, acımasızlığın hüküm sürdüğü bir sırlar alemiydi.

Daha sonraları yeraltı bir kaçış yoluna dönüştü. Yaşadıkları ya da maceraya atıldıkları şehirlerin kanalizasyonları, yeryüzündeki tehlikelerden kaçarken roman kahramanlarına yardımcı olmamaya başladı. Yeraltının bir kaçış yoluna dönüşmesi motifi özellikle yazında ve daha sonra da sinemada pek çok kahramanın işine yaradı. Kahramanlar şehirlerin kanalizasyonlarında peşlerine düşenlerden kaçıyorlardı. Kaçarken de, genelde üstleri, başları pisleniyordu. Pisliğe bulaşmış insan ya da pisliklerden kaçan insan, bunu gerçekleştirebilmek için pislenmeyi göze alıyor; bu da, sanatın romantik düzdeğişmecelerinden birini okura/seyirciye sunuyordu.

Yeraltı, Graham Greene'in romanından Carol Reed'in sinemaya uyarladığı, 1949 yapımı The Third Man (Üçüncü Adam) örneğinde olduğu gibi, bazen, yeryüzündeki olayların çözümlendiği, kötülerin cezasını bulduğu, adaletin gerçekleştiği bir uzam; bazen de, Andrzej Wajda'nın 1956'da çektiği Kanal adlı filminde olduğu gibi kurtuluş umuduyla girilen ve gitgide tuzağa dönüşen bir uzam olarak değerlendirilmiştir. Ancak, daha sonra çeşitli korku ve macera filmlerinde yeraltı, tehlikelerle, korkunç, kötücül, gizil güçlerle, yırtıcı hayvanlarla veya fantastik yaratıklarla dolu bir uzama dönüştürülmüştür.

Amerikan İç Savaşı ise yeraltı sözcüğüne farklı bir boyut getirmiştir. İç Savaş sırasında, zenci kölelerin kuzey eyaletlerine kaçırılması işine 'Underground Railroad' (Yeraltı Demiryolu) adı verilmiştir. Oysa gerçek anlamda ne bir demiryolu söz konusudur, ne de yeraltı. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğüne kendi dışında bir anlam yüklenmiş ve örgütler tarafından planlı bir şekilde gerçekleştirilen gizli kaçırmalar için kullanılmaya başlanmıştır bu sözcük.

Teknolojik gelişmelerle birlikte, yeraltı da gizemli, korkulan, karanlık bir yer olmaktan kısmen uzaklaşmış ve ulaşımda kolaylık sağlayan, şehir trafiğinin yükünü azaltan, işlevsel bir uzama dönüşmüştür. Ancak, teknoloji ile koşut olarak artan iletişimsizlik, sonuçta Denys Arcand'ın yönettiği Kanada-Fransız ortak yapımı olan 1989 yılında gerçekleştirilmiş Jesus of Montreal (Montrealli İsa) örneğinde de görüleceği gibi, yeraltını iletişim kurulmaya çalışılan bir uzama dönüştürmüştür. Bu filmde, tiyatroda canlandırdığı İsa rolünü hayatına geçiren genç yönetmen, ölmeden az önce, bir metro istasyonundaki insanlara yönelerek, onlara hayatın bazı değerlerinden söz etmeye, onları uyarmaya ve onlarla iletişim kurmaya çabalamaktadır. Ayrıca günümüz sinemasında, bazı filmlerde, yeraltı, sapık katillerin dolaştığı, birtakım çıkar hesaplarının çözüme ulaştırıldığı, karanlık güçlerin egemenliğindeki bir uzam olarak da sunulmaktadır.

Genelde olumsuz özellikleri ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğü, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte daha çok politik bir içerik kazanmıştır. Yerleşik düzeni, hükümeti veya bir ülkeyi işgal etmiş olan askeri kuvvetleri devirmek, bozguna uğratmak için oluşturulan örgütlerin faaliyetleri yeraltı sözcüğü ile tanımlanmıştır. Dolayısıyla, yeraltı sözcüğü politik bir içerikle birlikte, var olan egemen güçlere karşı yürütülen gizli eylemlerin planlanması ve gerçekleştirilmesi anlamını da kapsamıştır. Tıpkı İç Savaş Amerika'sında olduğu gibi, yeraltı sözcüğü bir uzam adı olmaktan çıkarılmış, simgesel bir anlama ulaştırılmıştır.

Yeraltı, tarih boyunca, ölüler diyarı, kaçışın gerçekleştirildiği yer, direnişin nüvesini barındıran yer, yeryüzündeki iki bölge arasında kalan geçiş yeri veya geçit, karanlık çıkar hesaplarının görüldüğü bölge gibi çeşitli yüklemelerin yapıldığı bir uzam olagelmiştir.

Zaman içinde, özellikle de 1950'li yılların ortalarından itibaren, egemen kültürel yapıyı reddeden altkültürlerin tümü yeraltı tanımını üstlenmeye başlamıştır. Böylece, tanımın kapsamı da gitgide genişlemiştir.

Yeraltı sözcüğü sanat olarak değerlendirilmeye başlandığında, bu sözcük, 'egemen olana karşı durmak' gibi simgesel bir anlamı da üstlenmiştir. Underground sanatın doğuşu da insanların gönüllü olarak bulunduklarını kabullenmeleriyle gerçekleşmiştir. Önceki dönemlerde, yeraltına gidişi Orpheus örneğinde olduğu gibi, yeraltında bulunan bir şeyi elde etmek amacıyla ya da kaçış ve direniş için zorunlu olarak gerçekleştiği halde, artık insanlar tamamen gönüllü olarak simgesel bir yeraltına inip sanatlarını gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Zamanla underground, bazı totaliter ülkelerde açık açık yayımlanması yasaklanan eleştirel yazıların bulunduğu, el altından dağıtılan dergi ve gazeteleri kapsamına alan; ya da ABD gibi ülkelerde çok sınırlı bir dağıtım ağına sahip dergileri devrim, ırkçı azınlıkların nedenleri ve solcu politikalar üzerine kuran çalışmaları bünyesine alan bir yapıya dönüştürülmüştür.

Sinema alanında, tecimsel film endüstrisinin dışında üretilen ve dağıtım yapılan; genellikle yapımcılığını, yönetmenliğini, senaristliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurguculuğunu aynı kişinin yaptığı, yönetmenin sanatsal tutumunu yansıtan ve tecimsel filmlere kıyasla gerek biçim, gerekse teknik ve içerik yönünden daha özgür filmlere underground film denilmiştir. 16 ve 8 milimetrelik kameralarla gerçekleştirilen bu filmler, onlardan önceki filmlere kıyasla çok deneysel, açık veya ezoterik olarak kabul edilen filmlerdir. Andy Warhol'un çeşitli filmleri, Luis Bunuel ile Salvador Dali'nin Un Chien Andalou (Endülüs Köpeği-1928) gibi filmleri bu kategoride değerlendirilmektedir.

Müzik alanında, ilk ortaya çıktıkları dönemlerde altkültürlere hitap eden, daha sonra yaygınlık kazanan ve genel kabul gören metal, trash, punk gibi müzik tarzları underground kapsamında sunulmaktadır.

Resim ve yontu alanlarında ise pop-art ile koşut olarak değerlendirilen bir underground kavramından söz etmek mümkündür. Tiyatroda ise yerleşik kalıpların dışında kalan, metinden çok harekete ağırlık veren, 'gösteri' özelliği ağır basan, sınırlı sayıda ve ilgilenen seyircilere yönelen, seyircisini uyaran, irkilten, hatta tiksindirmeye gayret gösteren çalışmalar underground kapsamında değrelendirilmektedir.

Yazın alanında, underground özellikle Beat kuşağı sayesinde hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır. William S. Burroughs'un 1953'te yazdığı Junky (Canki) adlı roman Beat kuşağının bir önsemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazarın eroin konusundaki deneyimlerini aktardığı ve kendini bir denek olarak sunduğu bu roman, her cankiye underground denemeyeceğini göstermesi ve kanıtlaması açısından ilginç bir örnektir. Sonraki dönemlerde de Beat kuşağından çıkan çeşitli yazarlar underground yapıtlar vermeyi sürdürmüşlerdir. Underground olarak kabul gören yapıtları değerlendirdiğimizde, bu yapıtlarda genel olarak şu ortak özellikleri saptamamız mümkündür:

1) 'Egemen olan'a 'baskı'ya başkaldırır.
2) 'Yasal olarak kabul görmüş olan'ın ötesine geçer.
3) 'İrkiltici olan'ı benimser, içerir.
4) 'Deneysel olan'ı ön plana çıkarır.
5) 'Doğaçlama', 'eşzamanlılık', 'kesme', 'kolaj' tekniklerinden sık sık yararlanır.
6) 'Çeşitliliği' benimser.
7) 'Yabancılaşma'yı temel alır.
8) Toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırır.
9) 'Pikaresk öğeler' içerir.
10) Altkültürlere ağırlık verir.

Underground yapıtlar, yazındaki yerleşik kurallara karşı çıkarak başkaldırılarını gerçekleştirmişlerdir. Bu karşı çıkışları üç noktada özetlemek mümkündür:

1) İçerik olarak karşı çıkış:

Uyuşturucu kullanımını, farklı cinsel tercihleri, hayatın çoğunluk tarafından görmezden gelinen 'öteki' yüzünü, dışlanmış insanların hayatlarını, yoksulluğun 'öteki' yüzünü, göreceliliğin derin anlamını, totaliter veya kapitalist düzende iyiden iyiye hiçleştirilenleri konu edinirler. Bunlardan biri veya birkaçı ya da hepsi birden bir yapıtın içinde işlenir, değerlendirilir. Genelde, eleştirel bir bakış açısı söz konusudur.

2) Biçim açısından karşı çıkış:

Klasik ve yerleşik anlatım biçimlerine karşı underground yazarlar, biçim açısından karşı çıkışlarını farklı tekniklerle gerçekleştirirler. Doğaçlama parçaları akan metnin arasına yerleştirerek anlatıyı kesintiye uğratırlar. Birbirinden farklı ya da birbiriyle pek ilgisi olmayan motifleri peşpeşe dizip anlatının akışını bozarlar. Farklı zaman dilimlerini, gerçeklik algılarını ve halüsinasyonlara gerçekleri içiçe geçirerek, karıştırarak anlatıda değişik bir boyut yakalamaya çabalarlar. Nesneleri deformasyona uğratıp, okurun bildiği nesneyle kendinin yarattığı ya da kurduğu nesne arasındaki farklılıkları belirgin kılarak okuru yabancılaştırırlar. Kimi underground yazarlar da farklı anlatı tekniklerini birarada kullanıp, yapıtlarını kendilerinin üzerine inşa ederler. Bu tür yöntemlerle alışıldık biçimsel kalıpları kırmaya çalışan yazarlar genelde cesur deneysel arayışlara girişmişlerdir.

3) Dil açısından karşı çıkış:

Daha önceki dönemlerde yazın alanında rahatlıkla kullanılmayan birtakım sözcüklerin ve sokak dilinin yazında önem kazanması, underground yazarlar sayesinde gerçekleşmiştir. Ancak bu dil özellikleri daha sonraki birtakım yazarlar tarafından doğrudan pornografik sahneler yaratmak için kullanılmış ve asıl amacından saptırılmıştır. Sözcükler 'irkiltici olma' işlevini yitirmiş, 'tahrik etme' amacıyla kullanıldıklarını belli eden bir yapıda 'yoksullaştırılmış'lardır. Sokak dilinin kullanılması ve çeşitli azınlıkların bildik sözcükleri farklı anlamda kullanmaları özelliklerinden yararlanılması da underground yazına değişik bir çeşni getirmiştir. Underground yapıtların geneline baktığımızda, sık sık düşülen tuzakları da gözardı etmememiz gerekir. Underground kavramı, ilk anda pornografiyi, kitsch'i çağrıştırdığı için, genelde pornografik ürünleri ve kitsch ürünleri underground olarak değerlendirmek hatasına sık sık düşülmektedir. Underground, 'pornografik olan'ı içerebilir ya da 'kitsch estetiği'nden veya 'katışıklılık estetiği'nden yararlanabilir. Ancak, bu da, her underground yapıtın pornografik veya kitsch olmasını gerektirmez.

Burada, çok önemli olan ve sık sık karıştırılan bir başka durum da kitsch ve kötü kategorileri arasında ortaya çıkmaktadır. Günümüzde, kötü ürünleri de kitsch diye niteleme eğilimi söz konusudur. Oysa kitsch, çok sık kullanılmış ve alışılmış, basit, sıradan motifleri içeren, mesajını en basit şekilde alıcısına ileten, düşük düzeyde ve kaba bir estetik anlayışa sahip olan ürünlere verilen addır. Kötü ise hoş olmayan ve her türlü estetik tutumu reddeden, iler tutar tarafı olmayan, bayağı ürünlere verilen addır. Kötü bir ürünle karşılaşıp da, bunu kitsch diye nitelendirmek, kitsch'e yapılan bir haksızlık olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla, kavramların fazlasıyla içiçe geçtiği, karıştığı günümüzde bazı kategorileri birbirlerinden ayırırken ve bir yapıtı değerlendirmeye çalışırken dikkatli olmamızın gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

TÜRKİYE'DE

Anadolu'da, yeraltı sözcüğü hep karanlıkla, bilinmeyenle, korkuyla ve ölümle özdeşleştirilerek kullanılmıştır. Hititler'de yer altı, suçluların gittiği yerdir. Sürgülü yedi kapısı bulunan, acımasız bir devin beklediği karanlıklar ülkesidir. Hititler kimi zaman ölüleri yakmışlar ve yeraltı bekçilerine bu ölülerin küllerini sunmuşlardır.

Yeraltı, Anadolu'da olumsuz çağrışımlarıyla kullanılmıştır. "Yere batasıca!", "Yerin yedi kat dibine geçesice!" gibi ilençlerin yanı sıra, insan utandığında "Yerin dibine geçmektedir" adeta. İnsan, uzaktaki bir kişiyi özlediğinde ise, "Yeraltında olmasın da, dağ ardında olsun!" da bulur teselliyi. Bazı masallardaki kimi kötülükler de yeraltından kaynaklanır. Yerin yedi kat dibindekiler masal kişisinin işini zorlaştırırlar, hedefine ulaşmasına engel olmaya çalışırlar; ya da ceza olarak masal kişisini diri diri yerin altına gömüverirler.

Genelde kötücül anlamı ön plana çıkarılarak kullanılan yeraltı sözcüğünün kapsamı zaman içinde ülkemizde de farklılaşmıştır. Sözcük, yasadışı faaliyetlerde bulunan örgütleri, özellikle de çıkar hesaplaşmalarıyla tanınan mafyayı tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştır. Yeraltı, kumar, fuhuş, uyuşturucu ve silah ticareti, adam kaçırma, yaralama ve öldürme, haraç alma gibi anlamları da içinde barındıran ürpertici bir sözcüğe dönüştürülmüştür. Yeraltı, aynı zamanda, hapishanelerden kaçan suçlular için de bir geçiş uzamı olmuştur. Dolayısıyla, şah iken şahbaz olan yeraltı sözcüğü, bir dönem ülkemizde sanat kavramından tamamen uzak tutulmuştur.

Günümüzde Türkiye'de genel dağıtım ağının dışında kalan, genelde bazı kitapçılarda bulunabilen, bazıları baskıyla, bazıları da fotokopiyle çoğaltılmış müzik ve yazın dergileri; bazıları da gönüllüler aracılığıyla yollarda satılan gazete ve dergiler underground kapsamında değerlendirilmektedir. Yine günümüzde öncü tarzda döşenmiş, altkültür ürünü müzikler çalışan uzamlar da underground adı altında sunulmaktadır. Genelde bu uzamlarda geçen hayatlara da underground denilmektedir. Görüleceği üzere, yazın ve müzik dışındaki bu yakıştırmalarda underground politik niteliğinden iyiden iyiye kopartılarak değerlendirilmeye başlanmıştır.

Yazın alanında nispeten politik niteliğini koruyan underground yapıtlarda ise dil açısından, sokağın dilinin yanısıra kabadayı jargonundan ve bıçkın ağzından sık sık yararlanıldığı görülmektedir. Underground olarak değerlendirilmesi mümkün olabilecek bazı yapıtların da, çeşni getirmek işlevinin dışında, neredeyse tamamen kabadayı jargonuyla yazılmış olması nedeniyle underground kategorisinden uzaklaştığı, ancak, yine de ısrarla underground olarak nitelendirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

SONUÇ

Sonuç olarak, günümüzde undergroundun en net biçimde, toplumda egemen olan kültür yapısına başkaldırması özelliğini koruduğu görülmektedir. Ancak, daha birçok özelliği bulunan undergroundun yalnızca bir özelliği ile eş tutularak anılması, bu kavramın sığlaştırılması ve rastgele her şeye underground denilmesi sonucunu da beraberinde getirmektedir. Batı toplumlarında yerleşik olan ve düzen tarafından kendini besleyen bir kısırdöngüye dönüştürülmesi gerçekleştirilmiş, bu nedenle de toplumsal yapı açısından 'zararsızlaştırılmış' ve 'evcilleştirilmiş' bir underground kavramından söz etmek mümkündür.

Türkiye'de ise, 1960'ların Amerika'sından ödünç alınmış, pek çok kavram gibi uçuşan, karmakarışık, başka kavramlarla karıştırılan ve birçok şey için rastgele kullanılan, 'başkalarından farklı olarak' anlamınca dilimize pelesenk olmuş underground sözcüğünden bahsetmek mümkündür. Belki de, bu durumda yapılabilecek en iyi şey, 'zararsızlaştırılamayacak' ve 'evcilleştirilemeyecek' bir underground anlayışını yakalamaya çabalamaktır.Birikim s.74, Haziran 1995 (Yazan: Özen Yula )

KAYNAKÇA

Beckson, K. ve Ganz, A. (1975), Literary Terms-A Dictionary, New York: Farrar, Straus and Giroux.
Eyüboğlu, İ.Z. (1987), Anadolu İnançları-Anadolu Mitolojisi, İstanbul: Geçit Kitabevi.
Maltin, L. (1990), TV Movies and Video Guide, New York: Penguin Books. Ltd.
Necatigil, B. (1988), 100 Soruda Mitologya, İstanbul: Gerçek Yayınevi.
Encyclopedia Britannica'nın 'Underground' maddesi.

Kaynak: ayrintiyayinlari.com.tr


ÖZEN YULA KİMDİR:

Özen Yula Eskişehir’de doğdu. Lise eğitimini ABD’de Oregon’da tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını Ankara Üniversitesi Tiyatro Anabilim Dalı’nda tamamladı. Bir süre New York’ta bulundu.

Oyunları İngilizce, Almanca, Fransızca, Bulgarca, Fince, Lehçe, Japoncaya çevrildi; turnelerle Almanya, Avusturya, İngiltere, Hollanda, Japonya, Mısır gibi ülkelerde sahnelendi.

Ay Tedirginliği ile sonuncu Bonn Bienali’nde ve Viyana’da "kontext:Europa" Festivali’nde Türkiye’yi yazar olarak temsil etti. Gayri Resmi Hurrem Berlin’de Tiyatrom Topluluğu tarafından sahnelendi; Bulgaristan’da okuma tiyatrosu yapıldı. Aşk Evlerden Uzak Lehçeye çevrildi; Polonya’da Dialog dergisinde basılıyor. Sahibinden Kiralık Sorbonne Üniversitesi’nde karşılaştırmalı çeviri olarak yapılıyor. Bir hikâyesi İngilizceye çevrildi; Kanada’daki Descant dergisinin Türkiye Özel Sayısı’nda basıldı. İki arkadaşı ile yazdığı Eksik Defter, Tuhaf Kitap İngilizce, Fransızca, Türkçe olarak basıldı; Lüksemburg’da satışa sunuldu. Şimdi İstanbul ile Ankara’da yaşıyor. Serbest yazarlık ve tiyatro yönetmenliği yapıyor

Yapıtları: Öykü: Öbür Dünya Bilgisi (1993); Kayıpkent Üçlemesi (1995), Buğuevi (1998); Arızalı Kalpler (2002), Tanrı Kimseyi Duymuyor (2005). Roman: Hayat Bir Kere (2000). Anlatı-Deneme: Jartiyer, Kırbaç ve Baby-Doll’ün Ötesindekiler (2001); Eksik Kitap, Tuhaf Defter (Birhan Keskin ve Tül Akbal Süalp ile beraber; 2004). Oyun: Toplu Oyunları 1 (Ay Tedirginliği-Dünyanın Ortasında Bir Yer, 1996); Toplu Oyunları 2 (İstanbul Beyaz, Rakı Rengârenk-Kırmızı Yorgunları-Gözü Kara Alaturka, 1998); Toplu Oyunları 3 (Gayri Resmi Hurrem-Sahibinden Kiralık-Yakındoğu’da Emanet, 2002); Ödülleri: Ay Tedirginliği oyunuyla 2001 Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkut En Başarılı Oyun Yazarı Ödülü; Arızalı Kalpler adlı kitabındaki "Mazi Taşıyan Trenler" hikâyesiyle Milliyet Ödülleri’nde 2001 Haldun Taner Öykü Ödülü Birinciliği; Gayri Resmi Hurrem oyunuyla Tiyatro dalında 2002 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü; Gayri Resmi Hurrem adlı oyunuyla 2004 Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkut En Başarılı Oyun Yazarı Ödülü; Kırmızı Yorgunları ve Gayri Resmi Hurrem adlı oyunlarıyla 2004 İsmet Küntay Ödülleri’nde En İyi Oyun Yazarı Ödülü; Gayri Resmi Hurrem oyunuyla 2004 Tiyatro Ödülleri’nde Yılın Yerli Oyun Yazarı Ödülü.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/7/2007 - nefretin hayatı

Nefret, uzun yıllara dayanan bir Türkçe Rap mazisine sahip ve en çok sevilen Türk Rap gruplarından biri. Grup, Ceza aka Fatalrhymer (Keskin Kılıç) ve Fuchs aka Sihirbaz' dan oluşuyor. Bugüne kadar yüzlerce konser ve partide boy göstermiş olan Nefret, iki albüme imza attı.
İlk olarak kendilerini Yeraltı Operasyonu 1' de tanıtan grup, daha sonra ilk albümleri Meclis-i Ala İstanbul'u çıkardı. Bu albümün hit şarkısı "İstanbul" a klip çeken grup ilk albümleriyle iyi bir çıkış sergiledi.

İkinci albümleri Anahtar'ı daha profesyonel bir çalışmayla ve Erci E, Bektaş, Kader K, Fresh B gibi bir çok ünlü ismin desteğiyle çıkaran Nefret, şarkılarının kalitesini satışlarına da yansıtmayı bildi. Grup üyelerinden Ceza, ayrıca Med Cezir adında bir solo albüm çıkardı.

Neden bu isimler?

Dr. Fuchs: "Bizim mahallede insanlar doktor der birbirine. Fuchs (tilki) de basket sahasından geliyor. Bizim orada en iyi oynayan biziz, bizimle kimse yarışamaz, kapışamaz. Kan yoksa faul yoktur. Şu anda da kafamda maçtan kalma dört dikiş var zaten."

Ceza: "Benim nickname’im (lakap) sahneden geliyor. Bir grup, freestyle (doğaçlama rap) yaparken ben gelince "Eyvah cezamız geldi, Allah cezamızı verdi" derlerdi. Sahnede çok iyi olduğum için bu ismi verdiler."

Nasıl iyi oldular?

Nefret ismiyle 2 kafadar yola çıktılar bir CEZA aka FATAL RHYMER Altyapı diğeri Dr. Fuchs aka sihirbaz öncelikle şu an için bilgi verelim. İyi şarkılar nefret "İstanbul" adlı şarkılarına klip çektikten sonra ünlü oldu Klip insanlar rapi bir an için unutmuşlardı tekrar hatırlattılar işte Çevre bu yüzden onlara 2. CARTEL deniliyor. En büyük avantajları Reklam klipleri güzel bir şarkıyla da birleşince kalabalığın arasından Tecrübe bir star çıktı gerçi daha önce rapor2'de klip çekmişti fakat
şarkı iyi değildi. Özellikle ilk kasetlerinde arkalarına büyük desteği aldılar daha sonra ikinci kasetleri olan "anahtar" la vazgeçilmez olduklarını ilan ettiler ve şu anda Türkçe rap'in
ayakta duran en güçlü grubu. İlk kasetleri olan "Meclis-i Ala İstanbul" Turbo & Dj Mahmut'un büyük desteği ile olmuşlardı 2. kasetlerinde kendi altyapılarıyla İsviçre'de kaseti
hazırladılar. Türkçe Rap' İn en iyi altyapısına sahipler. Bu
grubun çevresi çok geniş reklam gibi sorunları aştılar

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/7/2007 - aybenin hayatı

22 Eylül 1982'de İstanbul Üsküdar'da doğan Ayben İlköğretimini babası Danyal Bey ve abisi Ceza gibi ilkokulu Bağlarbaşı İlköğretim Okulunda tamamladı.

Liseyi ise Üsküdar Cumuhuriyet Lisesi'nde.Şu anda Açık Öğretim Üniversitesi'nde işletme okumakta.

şu günlerde yeni albüm hazırlıklarında.
Seslendirdiği şarkılar..

1999 Nefret - Meclis i Ala Yüzyüze
2000 Nefret - Anahtar Doğru Olan Zordur
2001 Narcotic - Beyaz Karanlık Doğuştan Katil
2004 Ceza - Rapstar Sinekler ve Beatler , Araba
2005 Aylin Aslım - Gulyabani Gelinlik Sarhoşluğu
2005 Fuat - Her Ayın Elemanı İllegal , Ayben'de
2005 I-Ben Underground
2005 Mihenk Taşı Sukutu Hayal
2006 Ayben Günlerin Ağlak
2006 - Kadıköy Acil Bekler
2006 - Understation Jingle
2006 - Rap Benim
2006 Emre ft. Ayben Yetenekoloji


Aşağıdaki etkinliklerde ve konserlerde yer aldı


Gebze Hiphop Time Party
Studio Live Ceza Konseri
Onyedi Rock Festivali 2
Peyote
Converse Unimayfest
Hiphoplife boom
HIP HOP & BEYOND 1 / KREUZBERG - KADIKÖY JAM
İstanbul Hiphop Festivali 2
Ceza Bursa Konseri
Izmir Fest 2006
Yeditepe Üniversitesi Bahar Senliği
Hiphop Underground Live 2
İstanbul Hiphop Festivali - Maslak / Venue (Burada RZA ile sahne aldı)
h2000 Hiphop Festivali
Fight of free Stylers 1 ve 2
Rock'N Coke 2005
İstanbul Hiphop Festivali 2005 (Levent Gösteri Merkezi)
Aylin Aslım ile Fanta Türkiye Turu
Prodigy Konseri Alt Sanatçı
Cream Fest
Harley Davidson Fest
Yeni Melek Ceza Konseri
Babylon Ceza Konseri
Buzhol Ceza Konseri
İndigo Ceza Konseri
Manastır Ceza Konseri
Old City Ceza Konseri
Kemancı Underground Party
Ankara Migros Ceza Konserleri
Antalya Hiphop Festivali
Mimarsinan Festivali
Almanya Konserleri


Tv Programları ve Filmler

5N 1K
Televizyon Makinası
Beyaz Show
Crossing the Bridge - Fatih Akın 2005
Ceyhun Yılmaz Show Cine5
Dream TV Ceza Weekend
Kanal D Çocuk Klübü

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: sonraki sayfada neler varmış...??? ->

Hakkımda

J A D I

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

cimcime07
jefe
blueanger

Get Your Own Chat Box! Go Large!
Hosted by CartoonDollHost.com Hosted by CartoonDollHost.com Hosted by CartoonDollHost.com Hosted by CartoonDollHost.com